a
Ahmet SOLAK

Ahmet SOLAK

25 Ağustos 2021 Çarşamba

MİLYONLUK AYAKLAR KÖTÜ ZEMİNE EMANET

MİLYONLUK AYAKLAR KÖTÜ ZEMİNE EMANET
5

BEĞENDİM

ABONE OL

Şampiyonluğun güçlü adaylarından Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor bu haftada kazanarak ikide iki yaparken Beşiktaş Gaziantep’te iki puan bıraktı.

18 yıl sonra Süper lig’e geri dönen Altay, Mustafa Denizli’nin komutasında hem göze hoş gelen futbollarıyla hem de iki maçta attıkları 7 golle zirvenin sahibi oldu.

Son yılların en beğendiğim teknik direktörlerinden İlhan Palu’nun Konyaspor’u da istekli ve baskılı oyunlarıyla ikide iki yapan takımlardan…

Ligin henüz başı.

Şu takım çok iyi, diğerinin kadrosu kötü, bu şampiyon olur, beriki küme düşer değerlendirmeleri ve yorumları için henüz çok erken.

Geçen yılki Beşiktaş örneğini unutmamak lazım.

PAOK’a elenmiş, UEFA’da da tutunamamış ve ilk beş maç sonunda 18. sıradaki Beşiktaş lig sonunda şampiyonluğa uzandı. Hem de 13,5 futbolcuyla…

Bu hafta maç sonuçlarından çok, N’Sakala’nın rahatsızlığı, stat zeminleri ve hakemler ile yabancı sınırı kuralı konuşuldu.

Dünyada hiçbir  şey insan hayatından daha önemli değildir. Son yılların en sıcak yazını yaşamamıza ve pandemi ortamında olmamıza rağmen bu sıcaklarda maçların oynatılması zorunluluk mu?

Kaldı ki Avrupa Şampiyonasında çok ucuz atlatılan ve tüm dünyanın büyük üzüntü duyduğu Eriksen olayı henüz hafızalarımızdan silinmemişken..

Çok sıcak havalarda yapılan egzersizler kalp sağlığını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Vücuttaki sıvı , tuz ve elektrolit kaybı tansiyon düşmesine , pıhtılaşmalara ve ısı dengesinin bozulmasına sebep olur ki bu durum ani bayılma, nefes darlığı ve kalp krizi sonucu ani ölümler getirebilir.

N’Sakala’nın yaşadığı ve hepimizin yüreklerinin ağzına geldiği bu haftaki olay TFF’ye ve takımlarımıza ders olmalıdır.

Maç oynanacaksa su molaları arttırılmalı futbolcuların sıvı, tuz ve elektrolit kayıpları giderilirken takım doktorları futbolcuları gözlemlemelidir.

Ayrıca tüm futbolculara belirli aralıklarla İLK YARDIM kursları tertip edilmelidir.

Kaptan Necip’in sahaya girip yapmış olduğu müdahale belki de N’Sakala’nın hayatta kalmasına sebep oldu.

ZEMİN ÇOK ÖNEMLİ

Milyonlarca avro verilerek getirilen futbolcuları kötü zemine mahkum etmek uygun bir anlayış değil.

Geçen yıl G.Saray kulübü kendi sahasındaki maçları farklı bir stada aldırmak istemişti. Bu sene ilk işleri zemini yeniden yapmak oldu.

Kötü zemin bol pas yaparak oynayan takımlar için büyük dezavantaj. Beşiktaş bu hafta bunun sıkıntısı oldukça fazla hissetti.

Geçen sezon sonunda TFF Başkanının söylediği’’kötü zeminde top oynanmasına müsaade etmeyeceğiz’’ sözü yine havada kalmışa benziyor.

HAKEMLER İYİ BAŞLAMADI

İkinci hafta hakemler sonuca etki eden hataları oldukça fazla yaptılar. Sayılmayan goller, verilmeyen penaltılar ve kartlar.

VAR ise fazla müdahil olmama adına birçok  pozisyonu es geçti.

VAR’ın hakemlerden değil de ihtisası sadece VAR olan profesyonel bir ekip tarafından oluşturulması daha iyi olacak diye düşünüyorum.

YABANCI SINIRLANDIRMASI

Yabancı oyuncu sınırlandırmasının teknik direktörleri oldukça fazla  zorladığına şahit olduk. Yapılacak oyuncu değişikliklerinde ya da sahaya sürecekleri ilk 11 de yerli oyuncu dengesini sağlamak teknik ekibi sıkıntıya sokuyor. Yapılacak hamleler takımın dengesinin bozulmasına neden olabiliyor.

Bu yıl mecburen böyle geçecek ama kulüpler bu kuralın değişmesi için bastıracaklardır.

Kulüpler birliği ve TFF bu konuda anlaşmaya varıp önümüzdeki yıllar için en iyi çözümü bir an önce bulmak zorundalar.

Hakemlerin belirlemediği ve hak edenin kazanacağı bir sezon olması dileğiyle…

Devamını Oku

HAK EDEN KAZANSIN

HAK EDEN KAZANSIN
9

BEĞENDİM

ABONE OL

2021-2022 sezonu cuma günü oynanan Beşiktaş-rizespor karşılaşmasıyla başladı.

Beşiktaş çok üstün oynadığı karşılaşmayı 3-0 kazanarak hem taraftarına umut verdi hem de şampiyonluğun bu sene de en büyük adayı olduğunu gösterdi.

Tabiri caizse geçen sezon 13 kişiyle şampiyonluğa uzanan Sergen Yalçın biraz da şampiyonlar ligini düşünerek kulübeyi de sağlama almış. Alex ve Batsuayi henüz gelmemiş olmasına rağmen hem ofansta hem de defansta geçen yıla nazaran daha etkili bir Beşiktaş izleyeceğimizin işaretlerini aldık.

Sergen Yalçın’ın oyun mantalitesi artık tüm oyuncuların genlerine işlemiş. Her şey makine gibi işliyor.Herkes nerede, ne yapacağını çok iyi biliyor.

Oynama iştahı üst düzeyde. Fizik kondisyonda biraz eksiklik var ama sezon başı için normal.

Atiba için söyleyecek söz bulamıyorum.Eğer gerçekten aramızda uzaylılar yaşıyorsa ilk şüpheleneceğim kişi Atiba’dır.

Son avrupa şampiyonasında gördük ki artık modern futbol 3-5-2 , duruma göre de 5-3-2 sistemi ile oynanıyor. Özellikle Şampiyon İtalya bu sistemin en güzel örneğiydi.

Sergen Hoca 3-5-2 sistemini fazla benimsemese de hucumda 3-6-1 top rakipteyken 4-5-1 sistemine dönüyor.

Ama ne olursa olsun rakip sahada 6 futbolcu ile baskı uyguluyor. Aynı Şampiyon İtalya gibi.

Beşiktaş’ın tek handikapı rakibe baskı uygularken defans arkasına atılan uzun toplar. Süratli futbolculara sahip rakipler karşısında zor duruma düşebilirler.

Rizespor henüz hazır görünmemesine rağmen sol kanatta Cemali ve Alper ile maç boyunca çok etkili oldular. Forvetleri biraz daha becerikli olabilse Beşiktaş bu kadar farklı bir skora ulaşamayabilirdi.

MESUT’TAN İLK GOL

Mesut Adana’da şeytanın bacağını kırdı ve nihayet golünü attı.

İrfancan, Mesut ve Gustavo üçlüsünün uyumu Fenerbahçe’yi başka bir seviyeye taşımış. Bu üç futbolcunun teknik kapasitesi üst düzey olduğu gibi futbolda en etkili özellik olan hızlı düşünme yetisine de sahipler.

Vitor Pereira ne olursa olsun 3-5-2 sistemini takımına oturtacak ki bence de Fenerbahçe’ye en uygun sistem bu.

Adana Demirspor maçında gördüğümüz Tisserand ve Szalai ikilisi defanstaki sorunların çoğunluğunu çözmüşler. Tek sorun üçüncü adamda.

İlk devre Novak kararı yanlıştı. Novak defansif özelliklerinden çok hucumcu özellikleri ile öne çıkan bir futbolcu. Aslında Pereira’nın tam aradığı kanat oyuncusu. Hatasını çabuk anlayıp Serdar Aziz’i defansa alıp Novak’ı Trabzonspor’da parladığı sol kanada alınca daha güvenilir bir Fenerbahçe ortaya çıktı.

Fenerbahçe’de Szalai’ye ayrı bir parantez açmazsak haksızlık etmiş oluruz. Duvar lakabı az kalır. Tam anlamıyla Çin Seddi gibi. Hucumdaki katkısı de cabası. Her geçen gün üzerine bir şeyler koyuyor. Pereira’nın olmazsa olmazı.

Pereira’nın kafası orta saha ve forvet tercihlerinde de karışık gibi görünüyor. Samatta bir türlü istenileni veremiyor. Serdar Dursun’un sakatlanması bütün hesapları bozdu.

Sakatlıkları geçtiğinde forvetin en büyük adayları Valencia ve Serdar Dursun olur.

Bu maçta en çok dikkatimi çeken olay Fenerbahçe’nin çok çabuk kontra atağa çıkması. Bu özellik bu sene de deplasmanda en çok puan kazanan takımı yapar sarı kanaryaları.

Set oyunu için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Ta ki çok çok iyi bir golcü alınana kadar…

Adana Demirspor bu sene Süper Lig’in rengi olacak gibi.

Gerçekten çok kaliteli ayaklara sahipler.

Balotelli, Castro, Akintola forveti her takıma sıkıntı yaratabilecek kapasitede.

Orta sahada ikinci baharını yaşayan Gökhan İnler ve Belhanda teknik kapasite olarak üst düzeydeler.

Defansta ise Tayyip ve Rasul çok etkililer. Pozisyon bilgileri ve topu oyuna sokabilme özellikleri çok iyi.

Samet Aybaba yıldız topçularla sorun yaşamaz ve onları iyi kullanabilirse kendilerine üst sıralarda yer bulabilirler.

MARCAO MAÇIN ÖNÜNE GEÇTİ

Avrupa kupası maçlarında bekleneni veremeyen Galatasaray Giresun karşısında taraftarlarına umut verdi.

Bol pas ve rakip sahada baskı yaparak top kazanmak cim bom’a galibiyeti getirdi.

Sağ bek Boey ve sol bek Van Aanoult nokta atışı transfer olmuş. Santraforda Diagne kim ne derse desin, ne kadar gol atarsa atsın G.Saray’ın santraforu olamaz.

Orta sahada Feghouli gerçekten müthiş oynuyor. Fatih Terim’in olmazsa olmazı.

Defansta Marcao ve Lyundama ikilisi iyi başladı ama iyi bitiremediler. Sahalarımızda görmeye alışık olmadığımız bir olay geceyi zehir etti tüm Türkiye’ye.

Deplasmanda 2 farklı öndesin, rakip 10 kişi kalmış, oyuna tamamen hakimsin ve birden takım arkadaşını yumruklamaya başlıyorsun.

Hem de Fatih Terim gibi sert ve disiplinli bir hocanın takımında.

Gerçekten bu olayın izahı yok diyeceğim ama geçen senede aynı vukuatı işlemiş Marcao.

G.Saray’ın Ümit Milli Takımla yaptığı maçta Halil Dervişoğlunu da tokatlamıştı. Medya üzerinde durmadı,Halil şikayetçi olmadı ve olayın üzeri kapatıldı. Milli futbolcumuz tokatlandığı halde.

Bakalım TFF ne ceza verecek bu defa?

TRABZON BULDOZER GİBİ

Hamsik,Gervinho ve Cornelius transferleri ile iddialı bir kadro kuran Trabzonspor 5-1 lik Malatya galibiyeti ile lige iyi bir giriş yaptı ve yarışta ben de varım dedi.

Abdullah Avcı ne yaptığını bilen ve sistemini ilmek ilmek ören bir teknik adam.

Öncelikle defansı sağlama alıp sabırla topa sahip olup bulacağı bir golle galibiyet almak üzerine kurulu sistem bu sene biraz daha hucuma yönelik gibi.

Zaten öyle de olmak zorunda.

Djaniny, Hamsik, Gervinho,MWakaeme gibi forvetlerin varsa hucum kaçınılmaz hale geliyor.

Defansta Edgar ve Victor Hugo ikilisinin müthiş uyumu, kalede Uğurcan’ın verdiği güven bu sene Abdullah Avcı’yı daha cesaretli bir hale getirmiş.

Bol gollü bir Trabzon’a hazır olun.

Bu sezon geçen sezonlara nazaran daha güzel top oynanan bol gollü bir lig olacağını düşünüyorum.

Ne olursa olsun hak edenin kazandığı bir lig olsun…

Devamını Oku

ROMA’DA BAŞLAYIP LONDRA’DA BİTİRELİM

ROMA’DA BAŞLAYIP LONDRA’DA BİTİRELİM
4

BEĞENDİM

ABONE OL

2020 Avrupa futbol şampiyonası pandemi nedeniyle bir sene gecikmeli olarak 11 haziranda İtalya- Türkiye maçıyla başlıyor.

Tarihimizde ilk defa bir avrupa şampiyonasının açılış maçını oynayacağız. En az 1-1,5 milyar insanın bu maçı izleyeceği düşünülürse ülkemizin tanıtımı için büyük bir fırsat.

Hele bir de kazanırsak değme reklama bin basar.

Bu yüzden Türkiye işi sıkı tutuyor. Şenol Güneş liglerin erken bitmesini ve bir an önce futbolcuların kampa alınmasını istedi.

Milli takımımız genç, genç olduğu kadar da birbirleriyle oynama alışkanlığına sahip aynı zamanda belirli bir tecrübe düzeyine erişmiş oyunculardan kurulu bir takım.

Özellikle Fransa şampiyonu Lille’in 3 silahşorları Burak, Yusuf ve Zeki hem çok formdalar hem de birbirlerini çok iyi tanıyorlar.

Bunun dışında Avrupa’nın en önemli liglerinde oynayan oyuncularımızın form durumları oldukça iyi.

Ada’daki temsilcilerimiz Ozan ve Çağlar, İtalya’da Merih, Mert Müldür, Kaan Ayhan ve Hakan, İspanya’da Okay ve Enes Almanya’da Kenan, Hollanda’da ise Orkun çok başarılı bir sezon geçirdiler. Tek soru işareti uzun bir sakatlık dönemi geçiren ve ilk 11’de yeteri kadar yer bulamayan Cengiz. Yapılan hazırlık maçlarında onun da formunu yükselttiğini gördük.

Süper Lig’de son haftaya kadar süren şampiyonluk mücadelesi, milli takımdaki futbolcuların oldukça formda ve hazır gelmelerini sağladı.

Tek handikap, çok fazla sıkıştırılmış fikstür yüzünden futbolcuların yorgunluğu ve sakatlık riski.

EN SORUNSUZ BÖLGE KALE

Ülkemizde son yıllarda kelimenin tam manası ile kaleci enflasyonu yaşanıyor. Milli takıma davet edilen 3 kalecimiz de üst düzey kaleciler. Avrupa’nın her takımında oynayabilecek kapasiteye sahipler. Mert Günok grup maçlarında çok başarılıydı. Geçen sezon beklenen performansı gösteremese de tecrübesi ve soğukkanlılığıyla güven veriyor.

Uğurcan ve Altay için yoruma bile gerek yok. Tartışmasız Süper Lig’in en iyileriydiler.

Şenol Güneş hangi kaleciyi kullanırsa kullansın sürpriz olmaz ama bence tercihi Uğurcan’dan yana olacak. Bu sene diğerlerinden bir tık daha üstte görünüyor.

AVRUPA’NIN BELKİ DE EN İYİ DEFANS HATTI BİZDE

Milli Takımımızın grup maçlarındaki başarısının sırrı çabuk, sert ve güçlü defans oyuncularına sahip olması.

Çağlar ve Merih, tandemin olmazsa olmazları. Birbirlerini çok iyi tanıyorlar. Defansta olduğu kadar, duran toplar esnasında hücumda da çok etkililer. Grup maçlarında en çok kafa golü atan takımın Türkiye olması tesadüf değil.

Kaan Ayhan ve Ozan Kabak herhangi bir sakatlık ve ceza durumunda bu bölgede  rahatlıkla oynayabilecek futbolcular.

Şenol Güneş sağ ve sol beklerde Umut ve Zeki’yi düşünüyor ama Mert Müldür’ün müthiş formu kafasını karıştırmış gibi görünüyor. Hatta son hazırlık maçında Mert’i sol bekte denedi.

EN ÖNEMLİ MAÇIMIZ İTALYA İLE

Şu bir gerçek ki ; tarihimizde ilk defa böyle önemli bir turnuvanın favorileri arasında gösteriliyoruz. Gerek grup aşamasında gerekse Dünya Kupası elemelerinde aldığımız sonuçlar futbol kamuoyunda böyle bir intibaya neden oldu.

İtalya ile oynayacağımız maç diğerlerine göre biraz daha önemli.

Turnuvanın açılış maçı ve neredeyse tüm dünya izleyecek. Özellikle genç futbolcularımızın kendilerini göstermeleri açısından bulunmaz fırsat. Bu da ekstra motivasyon demek.

Gruptaki yerimizi belirleyici özelliğe sahip. İtalya grubumuzun favorisi ve kendi sahasında oynayacak. Bu maçtan alacağımız her puan büyük avantaj.

İtalya maçından sonra maçlarımızı Azerbaycan’da oynayacağız.Bu bizim için az da olsa avantaj sayılır. En azından deplasman stresi yaşamayacağız.

GALLER VE İSVİÇRE YABANA ATILACAK TAKIMLAR DEĞİL

Galler, Hırvatistan, Slovakya, Macaristan ve Azerbaycan ile aynı gruptaydı. Dünya Kupası finalisti Hırvatistan’ın ardından grubu ikinci sırada bitirdi.

Gareth Bale gibi bir dünya yıldızına sahip. Yıllarca Real Madrid’in formasını terletip Tothenham’da gerçek kimliğini bulan Bale durdurulması çok zor bir futbolcu.( Son maçta Leicester City’e attığı iki golle Beşiktaş’ın şampiyonlar ligine direk katılmasını sağladı) Kanatlarımıza sorun çıkartacağı kesin. Grubumuzun en zayıf halkası olarak görünmesine rağmen baskı kurup topu kanatlara indirdiklerinde çok tehlikeli oluyorlar. Hiç bir zaman oyunu bırakmıyorlar ve kolay kolay demoralize olmuyorlar.

İsviçre ise Danimarka, İrlanda Cumhuriyeti, Gürcistan ve Cebelitarık ile aynı grupta yer aldı ve grup lideri olarak turnuvaya katılmaya hak kazandı.

Dünya kupası eleme grubunda ise Litvanya ve Bulgaristan’ı yenerek 2 de 2 yaptı.

Ndoye, Okafor, Shaqiri, Seferoviç gibi etkili ayaklara sahip. Giderek yükselen bir form grafiğine sahipler.

İyi oynamaya çalışan disiplinli bir takım. Süratli ve çabuk forvetlere sahipler. Oyun stilleri Milli Takımımıza çok benziyor. Yerden ve bol paslı oyunu seviyorlar.

Bu seviyeye gelmiş takımlar arasında çok fark bulunmuyor. Eğer gruptan çıkarsak finale kadar gidebileceğimizi düşünüyorum.

Tek şanssızlığımız Cenk Tosun’un talihsiz sakatlığı oldu. Burak ile birlikte çok iyi bir ikili olabildikleri gibi Burak’ın tek alternatifi de Cenk’ti.

Eğer Roma’dan zaferle çıkarsak Bakü’de tarih yazarız.

İyi başlayalım iyi bitsin…

AHMET SOLAK

Devamını Oku

SERGEN ATARSA GOL OLUR

SERGEN ATARSA GOL OLUR
8

BEĞENDİM

ABONE OL

25 Mayıs 2003

Beşiktaş’ın 100. yılı

Stad İnönü

Rakip G.Saray…

Sergen orta sahadan topu kaptı, sağından gelmekte olan Tümer’in önüne bıraktı.

Tümer de Sergen’e ‘’AL DA AT’’ dedi.

Duayen spiker Ercan Taner’in unutulmaz sözleriyle

‘’SERGEN ATTI ŞAMPİYONLUK GELDİ’’

Evet aradan tam 18 yıl geçti.

100. yıl şampiyonluğunu futbolcu olarak getiren Sergen Yalçın bu sefer teknik direktör olarak şampiyonluğa uzandı.

2019-2020 sezonunun 20. haftasındaki Rizespor maçıyla göreve başlayan Sergen Yalçın Beşiktaş’ı 7. sırada devralmış sezonu 3.sırada ve şampiyonlar ligi ön eleme oynama hakkını kazanarak bitirmişti.

2020-2021 sezonuna iyi başlayamadı Beşiktaş.

Alanyaspor’dan transfer edilen N’sakala ve Welinton dışında henüz transfer de yapılamamıştı.

Sergen Yalçın büyük bir risk alarak kaleyi de alt yapıdan yetişen 19 yaşındaki Ersin ve Utku’ya emanet etti.

PAOK’a kaybedilen şampiyonlar ligi ön eleme maçı ve ligde ilk 5 haftada kazanılan 4 puan bir anda küme düşme hattına gerileyen Beşiktaş’ta moralleri bozmuştu.

Bazı yöneticiler teknik direktör arayışına başlamıştı bile.

Zaten Sergen Yalçın hiçbir takımda sezonu tamamlayamamıştı. Büyük ihtimalle Beşiktaş’ı da bırakırdı.

Ama Sergen artık eski Sergen, Beşiktaş ise herhangi bir takım değildi.

İmza töreninde taraftarın müthiş sevgisini kendi gözleri ile görmüştü.

Bırakamazdı…

O bir EFSANAEYDİ  ve EFSANE gibi davranmalıydı.

Aboubakar, Josef, Ghezzal, Rosier gibi yeni transferlerin oyun sistemine uyum sağlamaya başlaması ile birlikte Sergen Yalçın’ın göze hoş gelen, hücuma dayalı futbolu yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.

6. haftadaki Denizlispor galibiyeti ile muhteşem Beşiktaş kendini göstermeye başladı. Arka arkaya kazanılan Başakşehir, Fenerbahçe ve Kasımpaşa maçları ve ortaya konulan güzel futbol bir anda Beşiktaş’ı ezeli rakiplerinin yanına taşıdı.

İlk yarı sona erdiğinde mütevazi kadrosu ile Beşiktaş , süper transferleri ile büyük sükse yapan Fenerbahçe’nin 2, Galatasaray’ın ise 5 puan önünde liderdi.

Fenerbahçe ve Galatasaray sezon başı yapmış olduğu transferleri yetersiz görüp devre arası yine takviyeler yaptılar.

Spor kamuoyu hala şampiyonluğun Fenerbahçe ve Galatasaray arasında geçeceğini düşünüyordu.

Çünkü tarihin en uzun ve en çok maç yapılan sezonunda  Beşiktaş’ın kadrosu bu tempoya dayanamazdı.

Haksız da değillerdi…

Üç günde bir yapılan maçlar futbolcuları zorlamaya, hırpalamaya başladı.

Üstüne üstlük pandemi ve pandemi kuralları gereği oynatılamayan hatta antrenmana bile alınamayan oyuncular yüzünden sahaya çıkartılabilecek 11’i bulmakta zorlandığı maçlar oldu Sergen Yalçın’ın.

Önce Abubakar sonra Cenk sezonu kapattılar.

Sol kanat oynayan Larin’den başka santrafor kalmadı.

Oğuzhan, Ljayiç ve Hasiç’in sakatlıkları ile de yaratıcı oyuncularını kaybeden Sergen Yalçın’ın şampiyonluk için şapkadan tavşan çıkartması gerekiyordu.

Elinde sadece Ghezzal, Larin, Töre ve N’Koudou forvet hattı kalan Sergen Yalçın değişken forvet anlayışı ile hucum futbolundan sonuna kadar taviz vermedi.

‘’Santraforsuz nasıl gol atacaklar’’ diyenlere 3 maçta 13 golle cevap verdiler.

Beşiktaş kazanmak için atmak zorundaydı çünkü sezon başından beri ezberlediği oyun buydu. Başka bir deyişle (B) planı yoktu.

Son 3 haftaya Fenerbahçe’nin 5, Galatasaray’ın ise 6 puan önünde giren Beşiktaş’a artık herkes şampiyon gözü ile bakıyordu.

Ama hala alınması gereken 4 puan vardı ve maç oynanmadan bu puanlar alınamıyordu.

3-1 lik G.Saray mağlubiyeti ve arkasından gelen 2-1 lik Karagümrük şoku bir anda herşeyi alt üst etti.

Fenerbahçe’nin, altın tepside sunulan şampiyonluk şansını  Sivas’a mağlup olarak elinin tersiyle itmesi Beşiktaş ve G.Saray arasında averaj hesaplarının yapılmasına neden oldu.

Son haftaya puan puana girilirken Beşiktaş’ın +2 lik bir averaj üstünlüğü vardı.

Gerçeği söylemek gerekirse son hafta Beşiktaş’ın Göztepe önünde zorlanması beklenirken G.Saray’ın Malatya önünde şampiyonluk için gereken farkı bulabileceği tüm spor kamuoyunun ortak inancıydı.

En azından tarih böyle söylüyordu.

Bu defa tarih tekerrür etmedi.

G.Saray Malatya’ya beklenen(!) farkı atamayınca Göztepe’yi 2-1 mağlup eden Beşiktaş mutlu sona ulaştı.

Ligin başında kimsenin şans tanımadığı Beşiktaş, 3 gün sonra, şampiyonluğunu ilan ettiği statta Türkiye kupasını da kazanma başarısını gösterdi.

Bu sezonki şampiyonluk diğer şampiyonluklara benzemez. Çok fazla özelliği içinde barındırır.

Pandemi gölgesinde seyircisiz oynanması,

Çok uzun ve sıkışık bir takvime sahip olması,

Maddi olumsuzlukların en üst seviyede olması bu şampiyonluğun değerini daha da arttırmıştır.

Her şampiyonluk, içinde kendi hikayesini barındırır ama bu sezonun hikayesinden ciltlerce roman çıkar. Bu başarının kıyası olmaz.

Kim ne derse desin bu başarıda en büyük pay sahibi Sergen Yalçın’dır.

Sergen Yalçın bir teknik direktörden çok daha fazlasıydı.

Yeri geldi yöneticilik yaptı. Verdiği demeçlerle TFF ve MHK’nın dikkatini çekti.

Yeri geldi psikologluk yaptı. Umudun tükenmeye başladığı anda motivasyonu sağladı.

Ama en önemlisi müthiş bir lider oldu. Tüm camiayı kenetledi.

Cesur davrandı.

Aldığı kararların arkasında durdu.

Hiçbir kötü sonuçta bahane üretmedi, suçlu aramadı.

Türk futbolunun gelmiş geçmiş en büyük futbolcularından biri olan Sergen Yalçın aynı başarıyı teknik direktör olarak da gösterebileceğini kanıtladı.

2020-2021 sezonunu iki kupa ile kapayan Beşiktaş ve Sergen Yalçın’ı can-i gönülden kutluyor, şampiyonlar liginde başarılar diliyorum.

Devamını Oku

BEŞİKTAŞ ATEŞLE OYNUYOR

BEŞİKTAŞ ATEŞLE OYNUYOR
6

BEĞENDİM

ABONE OL

Oynadığı son 5 maçta 7 puan kaybeden Beşiktaş son düzlükte şampiyonluğu tehlikeye attı. Fenerbahçe’den son dakikada yediği golle eline gelen büyük avantajı kaybeden ama yine de açık ara favori olan Sergen Yalçın’ın öğrencileri rakipleri Galatasaray ve Fenerbahçe’nin yaptıkları puan kayıplarına rağmen arayı açmayı bir türlü başaramadı.

Küme düşme hattındaki Kasımpaşa ve Ankaragücü’ne kaybedilen 5 puan rakipleri için umut oldu ve oyunun içinde kalmasını bildiler.

Özellikle Fenerbahçe yaptığı hoca değişikliğiyle iyi bir hava yakaladı. Erol Bulut’un yerine göreve gelen Emre Belözoğlu yönetimindeki sarı-lacivertliler 4 maçta 3 galibiyet alarak lider Beşiktaş ile olan puan farkını 2’ye kadar indirdi.

SİVAS MAÇI BEŞİKTAŞ İÇİN SEZONUN EN BELİRLEYİCİ MAÇI

Salı oynayacağı Sivas maçı Beşiktaş için belkide sezonun en önemli maçı haline geldi. Beşiktaş eğer bu maçı kazanırsa bu haftayı BAY geçirecek Fenerbahçe’nin 5 puan önüne geçip büyük bir avantaj yakalayacak.

Peki Beşiktaş bu maçı kazanabilir mi?

Sezonun en iyi futbolunu oynayan Beşiktaş’ın bu maçı kazanmaması için hiçbir sebep yok.

Ancak…..

Son haftalarda yoğun maç programı ve buna bağlı sakatlıklar, rakiplerine göre daha dar bir kadroya sahip olan Sergen Yalçın’ın canını fena halde sıkıyor, kafasını karıştırıyor.

Hem Abubakar’ın hem de Cenk’in sakatlığı santrafor mevkiinde mecburen Larin’in oynamasına neden oluyor.

Sezon başından itibaren sol kanatta çok başarılı maçlar çıkaran ve Aboubakar ile çok iyi bir ikili oluşturan Larin santraforda çok yalnız ve ağır kalıyor. Sergen hoca Aboubakar’dan aldığı verimi Larin’den alamadığı gibi sol kanatta da Larin’den aldığı katkıyı da kaybetmiş oluyor.

Eğer Aboubakar eski Aboubakar olarak Sivas maçında yerini alırsa maçın favorisi Beşiktaş olur. Aksi takdirde Beşiktaş’ın işi çok zor. Kaldı ki son haftaların en formda takımı Sivasspor 12 maçtır mağlubiyet yüzü görmedi ve istim üzerinde.

İYİ FUTBOL MU 3 PUAN MI?

Futboldaki en büyük yalanlardan biri de ‘’bu saatten sonra iyi oyun beklenmez, önemli olan 3 puandır’’sözüdür.

Beşiktaş buraya kadar’’ göze hoş gelen, attığını yeterli bulmayan ve 90 dakika gol arayan ‘’bir takım olarak gelmişti. Ancak son haftalarda, özellikle Fenerbahçe maçıyla birlikte skoru koruma düşüncesi oyun üstünlüğünü rakibe kaptırmasına sebep oldu.

Trabzonspor maçı haricinde öne geçtiği tüm maçları kazanan Beşiktaş, skoru korumak derdine düştüğünden beri öne geçtiği maçlarda puan kaybetmeye başladı.

Ankaragücü maçında da 2 farklı öne geçmesini bilen Beşiktaş skoru koruma derdine düşünce son dakikada altın değerinde 2 puanı bıraktı ve rakiplerinin motivasyonlarını arttırdı.

GALATASARAY BAŞKAN TEPKİSİNE RAĞMEN KAZANDI

Son haftalarda kötü sonuçlar alan Galatasaray’da fatura Fatih Terim ve futbolculara çıkartıldı.

Başkan Mustafa Cengiz hafta içi çok ağır bir konuşma yaparak Fatih Terim ve futbolcuları disiplinsizlik ve onursuzlukla suçladı.

Futbolcular başkana tepki vermeye hazırlanırlarken devreye Fatih Terim girdi ve olayı yatıştırdı.

İzmir’e bu sorunlarla ve oldukça eksik giden Galatasaray genç Kerem ile maçı kazanmayı bildi ve Beşiktaş’ın puan kaybettiği haftada umut tazeledi.

Gerçi sular durulmuş değil.

Mustafa Cengiz ve Fatih Terim arasındaki gerginlik henüz bitmedi.

Hafta içi Başkanın yapacağı açıklama takımı ve hocayı nasıl etkileyecek göreceğiz.

FENERBAHÇE PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜĞÜ ELE GEÇİRDİ

Zirveye çıkmak zordur ama zirvede kalmak daha zordur. Fenerbahçe zirve takipçisi olarak Beşiktaş’tan daha rahat. Maçları kazandıkça hem kendilerine güvenleri artıyor hem de istekleri.

Emre Belözoğlu orta sahada daha dirençli forvette ise daha kreatif bir takım oluşturdu. Pelkas’tan ve Sosa’dan daha fazla verim almayı başardı. Valencia santrafor mevkiinde Samatta’dan daha etkili.

Fenerbahçe’nin tek sorun yaşadığı bölge defans. Kaleci Altay’ın talihsiz  sakatlığı da bu bölgedeki rahatsızlığı daha da arttırmış durumda.

Emre hoca orta sahadaki direnci arttırarak bu sorunu en aza indirmeyi başardı şimdilik.

Şimdi tüm gözler Sivas’ta.

KÜME DÜŞME HATTI ALEV ALEV …

Ankaragücü Hikmet Karaman’ın gelmesiyle uçuşa geçti resmen. Lig sonunculuğundan 13. sıraya kadar yükseldiler ama hiçbir şeyin garantisi yok.

6 eksikle gittikleri Beşiktaş deplasmanından altın değerinde 1 puan çıkarırken şampiyonluk yarışına da heyecan getirdiler.

Denizlispor Erzurumspor yenilgisiyle umutlarını tüketti. Hakan Kutlu ile de yollarını ayırdılar. Bence düşmeye aday ilk takım Denizlispor.

Başakşehir Fenerbahçe mağlubiyetiyle düşme tehlikesini en fazla hisseden takımlardan biri. Ne yaparsa yapsın bir türlü olmuyor. Kazandıkları 6 penaltıdan birini gole çevirebilen bir takımın süperlig’de tutunabilmesi zor.

Rizespor dahil son 9 takımın düşme ihtimali var. Kurtulmak için 41 puana ulaşmak yeterli olacak gibi görünüyor.

 Bu hafta başlayan Turkcell Kadınlar Ligindeki tüm takımlarımıza başarılar diliyorum..

Devamını Oku