a

Türk resim sanatında portrenin temsilcisi: Feyhaman Duran

Ressam ve hattat Feyhaman Duran’ın vefatının ardından 51 yıl geçti.

Duran, 17 Eylül 1886’da İstanbul Kadıköy’de, şair ve hattat Süleyman Hayri Bey ile Fatma Hanım’ın oğlu olarak Osmanağa Mahallesi’nde dünyaya geldi.

Annesi ve babasını genç yaşta kaybeden sanatçı, 1895’te Galatasaray Sultanisi’ne eğitim hayatına başladı. Bakımını ise dedesi Duran Çavuş üstlendi.

Duran, okuldayken kalem ve çini mürekkep, daha sonra da yağlıboya resimleriyle dikkati çekti. Özellikle hüsn-ü hat dersinde başarılı olan Feyhaman Duran, burada, ressam Şevket Dağ, Tevfik Fikret ve Viçen Arslanyan Efendi’nin öğrencisi oldu.

Altıncı sınıfını bitirince bir süre Bab-ı Ali’de katiplik yapan Duran, aynı yıl kendi okulunda Fransızca güzel yazı öğretmenliğine başladı.

– Paris’te sanat eğitimi aldı

Duran’ın yeteneğini fark eden öğretmenleri onu Paris’e göndermek istedi, ancak bu çabaları sonuç vermedi. Daha sonra Mısırlı Hıdiv Ailesi mensubu Abbas Halim Paşa, Duran kızın resminin yaptığı resmi çok beğenerek onu Paris’e eğitim almaya gönderdi.

Güzel sanatların çeşitli bölümlerinde başarı gösterenler arasından yapılan seçimle Avrupa’ya gönderilen öğrenci grubuna giren Duran, 1911’de Paris’e gitti.

Usta sanatçı 1911-1914 yılları arasında Paris’te üç ayrı okulda “Sanat Eğitimi” aldı. Paris’te o yıllarda aynı amaçla olan genç Türk ressamlarının da devam ettiği Academie Julian’da Jean Paul Laurens Atölyesi’ne kaydoldu.

Duran, ayrıca Paul Albert Laurens atölyesi, Ecole des Beaux-Arts’da Fernand Cormon atölyesinde ve Arts Decoratif’te eğitim aldı.

– İzlenimcilik akımına yakınlık duydu

O dönem ortaya çıkan izlenimcilik akımına yakınlık duymaya başlayan Duran, Paris’te bulunduğu süre içerisinde empresyonizmin yanında ekspresyonizm, fovizm ve diğer sanat dallarını da inceleyerek, sanat anlayışını geliştirdi.

Paris yılları sağlam bir anatomi bilgisi kazanmasını ve tekniğini ilerletmesine olanak sağlayan Duran, 1. Dünya Savaşı başlayınca İstanbul’a döndü. Abbas Halim Paşa’nın evinde ressam ve hekim Akil Muhtar ile tanışan Duran, onun bir portresini yaptı.

Feyhaman Duran, 1919’da Sanayi-i Nefise Mektebi’nde ve kızlar için açılmış olan İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’nde öğretmen olarak görev yapmaya başladı.

Aynı yıl Dr. Akil Muhtar’ın portresi ile katıldığı Galatasaraylılar Yurdu 1. Resim Sergisi’nde hükümetten “zikr-i cemil” ödülü ile gümüş madalya kazandı ve her yıl bu sergiye katılmayı sürdürdü.

– Atatürk ve İsmet İnönü’nün portrelerini yaptı

Duran, 19 Eylül 1922’de ressam ve hattat Güzin Duran ile evlendi. 1923’te Türk Ressamlar Cemiyetinin yönetim kurulu üyeliğine seçilen Duran, 1926’da Sanayi-i Nefise Birliği, 1929’da Güzel Sanatlar Birliği adlarını alan dernekte yöneticiliği ömrünün sonuna kadar sürdürdü.

Soyadı kanunu çıkınca çok sevdiği dedesi şair Duran Çavuş’un adını kendine soyadı olarak aldı.

Sanatçı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin düzenlediği yurt gezileri kapsamında 1938’de Gaziantep’e gönderildi. Buradan on yapıtla dönen Feyhaman Duran, 1939 ocak ayında İbrahim Çallı ve Ayetüllah Sümer birlikte İsmet İnönü’nün portresini yapmak üzere Ankara’ya çağrıldı.

Atatürk portrelerini ise canlı modelden çalışma olanağı bulamamasına karşın izlenimlerine ve fotoğraflara dayanarak yapan Duran, özellikle Atatürk ve İsmet İnönü portreleriyle ünlendi ve Türk resim sanatında, portre sanatının önemli temsilcisi oldu.

Duran, Cumhuriyet’in şekillenmesinde rol sahibi birçok ismi tasvir ettiği portreleriyle bu geçiş döneminin hem yakın tanığı hem de uygulayıcılarından biri olarak öne çıktı.

Portre resmin, ticari bir tür sayılmasına karşı çıkan Duran, modelin, duygusu ve yapısıyla birlikte kavranıp yansıtılması gerektiğini savundu.

– Hat sanatına da ilgi duydu

Feyhaman Duran, gerek yetiştiği ortamın etkisi gerekse duyduğu ilgi neticesinde, hat sanatıyla da küçük yaşlardan itibaren ilgilenmeye başladı.

Babası ve amcası hattat olan sanatçının, eşi Güzin Hanım’ın ailesinde de Yahya Hilmi Efendi gibi önemli bir hattatın bulunması, önceliği resme vermesine karşın ömrü boyunca hat sanatına da eğilmesine yol açtı ve bu sanata sevgisini eserleriyle gösterdi.

Galatasaray Sultanisi’nde İzzet Efendi’den rika dersleri alan sanatçı, daha sonra Mahmud Bey Matbaası hattatı Tahsin Efendi ve Hattat Sami Efendi ile çalıştı.

Paris’ten döndükten sonra da hatla uğraşan Duran, daha çok celi sülüs ve ta’lik hattını tercih etti. Usta sanatçı, hat sanatına bakışını ise “Nasıl ki şiirin bir kafiyesi varsa, çizgide de bir şiir vardır. Yazıyı resim kadar severim. Yazı da resimdir.” ifadesiyle açıklamıştı.

Feyhaman Duran, 6 Mayıs 1970’te 84 yaşındayken İstanbul’da hayatını kaybetti. Yaşamının son iki yılında görme yetersizliği nedeniyle resim yapamayan sanatçı, Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verildi.

Feyhaman Duran ve eşi ömürlerinin büyük kısmını Güzin Hanım’ın dedesi Hattat Yahya Hilmi Efendi’den kalan ve İstanbul Üniversitesi’ne bağışladıkları, Süleymaniye’de bulunan evde geçirdi.

Sanatçının eşyaları ve eserleri “Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında” adlı sergi Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde bir dönem ziyaretçilerle buluştu.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

BAŞKAN DOĞRUER AQUA PARK PROJESİ ÇALIŞMALARINI İNCELEDİ

HIZLI YORUM YAP