44,5616$% 0.2
51,6156€% -0.1
59,2499£% -0.05
6.699,54%0,22
11.162,00%0,29
44.309,00%0,30
4.676,57%0,00
Sahra Haber-Gündem

Türkiye’nin Balkan politikaları ve Balkan ülkeleri ile ilişkilerinin yüz yıllık
bilançosunun ve ikinci yüz yıla ilişkin politikalarının ele alındığı ‘Cumhuriyetin
100’üncü Yılında Türkiye ve Balkanlar Sempozyumu’ başladı.
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Ege ve Balkan Çalışmaları Uygulama ve
Araştırma Merkezinin (EBAMER) Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilciliği ile
birlikte düzenlediği sempozyumun açılışında Dışişleri Bakanlığı Balkanlar ve
Orta Avrupa Genel Müdürü Büyükelçi İlhan Saygılı ‘Türk Dış Politikası ve
Balkanlar’ başlıklı bir konferans verdi. Sempozyumu Rektör Prof. Dr. Saffet
Köse, Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Büyükelçi Naciye Gökçen Kaya,
İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, İKÇÜ EBAMER Müdürü
Prof. Dr. Turan Gökçe’nin yanı sıra yurt içi ve yurt dışından gelen diplomatlar,
büyükelçiler, araştırmacılar, Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı Başkanlığı
(TİKA), Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Yunus
Emre Enstitüsü temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler takip etti.
Prof. Dr. Fuat Sezgin’in ismi verilen bir salonda konferans vermenin kendisi
için ayrı bir onur olduğunu ifade ederek sözlerine başlayan Dışişleri Bakanlığı
Balkanlar ve Orta Avrupa Genel Müdürü Büyükelçi İlhan Saygılı, merhum
bilim insanı Sezgin’in kendisinin hocası olduğunu aktardı. Saygılı,
“Frankfurt’taki Başkonsolosluğum sırasında kendisi ile tanışma ve çalışma
fırsatı buldum. Bilime ve bilim tarihine olan bakış açımı ve vizyonumu
geliştirdi. Bu süreçte onun ışığından istifade etme şansım oldu. Sezgin,
1300’den fazla makale, kitap yazan uygarlık tarihine büyük katkı sunan,
olağanüstü bir insan, gerçek bir âlimdir. Bu vesile ile hocamı minnetle, rahmetle
anıyorum” dedi.

Biz Balkanların Kendisiyiz
Balkanların coğrafi konumunun siyasi ve ekonomik açıdan stratejik olduğunu
aktaran Büyükelçi İlhan Saygılı, bu coğrafyaya politik yaklaşımın temel
ilkesinin her unsura eşit duran bir anlayış olduğunu ifade etti. Bu yaklaşımda
tarihi tecrübelerin de önemli bir etken olduğunu söyleyen Büyükelçi Saygılı,
“Türkiye, dış politikasını belirlerken etnik ve dini ayrım gözetmeksizin eşit bir
yaklaşımı benimsiyor ve çok daha önemlisi geçmiş tecrübelerinin doğrultusunda
diyalog kurmaya dayalı iletişimi sağlıyor. Bu da bizim farkımızı ortaya koyuyor.
Bosna – Hersek ve Kosova krizleri var mesela. Türkiye oradaki tüm aktörlerle
eşit mesafede ayrım gözetmeksizin konuşan bir aktör olduğu için herkesle
diyalog kurabiliyor. Son zamanlarda Avrupa Birliği sırf Türkiye’yi
Balkanlardan dışlamak için, Batı Balkanlar gibi saçma bir ayrım yarattı. Bizi
üçüncü unsur veya dış aktör olarak tanımlayan bazı eleştiriler oluyor. Bazıları da

diyor ki; Türkiye Balkanlara geri gelmek istiyor. Ben de diyorum ki; Türkiye
3’üncü aktör değil, Balkanların ta kendisi, bizim Balkanlara geri dönmek gibi
bir niyetimiz yok. Çünkü biz bu coğrafyayı hiçbir zaman terk etmedik” diye
konuştu.
Temel Mekanizma Üst Düzey Temaslar
Uluslararası ziyaretlerin, üst düzey temasların, dış politikada yakın ilişkiler
kurulmasına, güçlü ekonomik iş birliklerine vesile olduğunu aktaran Büyükelçi
Saygılı, Balkan Coğrafyasında istikrarın sağlanmasının başta soydaşlarımızın,
akraba topluluklarımızın mutluluğu, refahı açısından önemli olduğunu, bu yönde
bir politik diplomasi yürütüldüğünü kaydetti. Dışişleri Bakanlığı Balkanlar ve
Orta Avrupa Genel Müdürü Saygılı, “Türkiye olarak kullandığımız temel
mekanizmalar nedir? En başta Sayın Cumhurbaşkanımızın, bakanımızın ve
diğer devlet büyüklerimizin üst düzey temaslarıdır. Bu dış geziler dıştan
bakıldığında ne işe yarıyor diye düşünülebiliyor. Ama bu ziyaretlerde çok sayıda
anlaşma imzalanıyor. Bizim yüksek düzeyli iş birliği konsey forumlarımız var.
Bütün ilgili bakanlar kendi liderlerinin, devlet başkanlarının, başbakanlarının
huzurunda ortak kabine toplantılarında bir araya geliyor. Burada çok sayıda
anlaşmaya imza atılıyor ve bir önceki toplantıda imzalanan anlaşmaların
uygulanması hakkında kendi liderlerine rapor veriyorlar. Bu inanın birçok şeyi
hızlandırıyor. Birçok kurumun harekete geçmesini mekanizmanın işlemesini
anlaşmaların imzalanmasını uygulanmasını ve ticaret rakamlarının yatırımlarının
artmasını sağlıyor. Bu yüzden bu forumları önemsiyor ve anlaşma sayısını
arttırmaya çalışıyoruz. Balkanlarda Yunanistan dâhil ticaret hacmimiz
geçtiğimiz yıl 20-30 milyar doları geçti, yatırımlarımız 20 milyar dolara
yaklaştı. Pandemiye rağmen rakamlar arttı ve her sene de artmaya devam ediyor.
Bunlar çok büyük rakamlar. Biz bir yandan Kosova’nın tanınması için yoğun
çaba sarf eden, bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden biriyiz. Öte yandan
Sırbistan ile 11 yıl içinde yatırımlarımız bir milyon dolardan 420 milyon dolara
çıktı. Oradaki ihalelerin büyük kısmını Türk firmaları alıyor. İhracatımızın
önemli kısmı batı ülkelerine ve Balkan ülkeleri üzerinden geçiyor. Bölgedeki
kriz, çatışmalar sıkıntılar ufacık bir teknik aksaklık ihracatımızı engelliyor”
dedi.
‘Nerede Bir Soydaşımız Varsa Oradayız’ Şiarıyla
Stratejik önemdeki diplomasi ögesi olan Balkan Coğrafyasının, bilimsel
perspektiflerden ele alınacağı bir sempozyuma ev sahipliği yapmaktan
duydukları memnuniyeti paylaşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, bu kadim
coğrafyanın geçmişten bu yana hiçbir zaman Anadolu’dan ayrı görülmediğini
vurguladı. Rektör Prof. Dr. Köse, “Osmanlı varlığının İstanbul’un fethinden
yaklaşık bir asır öncesine dayandığı Balkanlar için önemli sorumluluklarımız
var. 600 yıla yaklaşan medeniyet olarak Osmanlı-Türk mirası bize önemli
görevler yüklüyor. 19’uncu ve 20’nci yüzyıllarda sayısız göç dalgalarıyla ata
yurtlarından anayurda gelen kardeşlerimizin hassasiyetleri de bizim gönül
coğrafyamız ile bağ kuran birer gönül elçisi olarak bağlantı kurmamıza aracılık
ediyor. Bugün o bölgeden ana yurda gelen Balkan kökenli kardeşlerimizin
oraları unutmaları nasıl mümkün değilse bizim de Balkanlardan bağımsız bir
gelecek tahayyül etmemiz olası değildir. Ecdadımızın mirası kardeşlerimizin ve
topraklarımızın varlığı Türkiye’yi Balkanlara bağlayan en güçlü bağdır. Türkiye
hem coğrafi hem de kültürel manada Balkanların ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün
Türkiye’nin içinde bulunmadığı bir Balkan politikası düşünülemez ve bundan
sonra da düşünülmemelidir. Balkanlarda barış ve istikrar ortamının
korunmasında bizim dış politikamızda önemli etkileri hep olmuştur. ‘Nerede bir
vatandaşımız, soydaşımız varsa oradayız’ şiarıyla bölgede barış, huzur ve
istikrarın teminatı olan güçlü Türkiye herkes için bir zorunluluktur” dedi.
Sempozyum İzmir’de Bir İlk
T.C. Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Büyükelçi Naciye Gökçen Kaya da
İKÇÜ ortaklığında düzenlenen sempozyumun İzmir’de bir ilke vesile olduğunu
vurguladı. Büyükelçi Naciye Kaya, “Hem Balkanlarda görev yapmış
büyükelçilerimizi hem Balkanlar üzerine çalışan akademisyenlerimizi hem de
yumuşak gücümüzü oluşturan Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı Başkanlığı
(TİKA), Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Yunus
Emre Enstitüsü ve Maarif Vakfı gibi önde gelen kurumlarımızın çok kıymetli
başkanlarını İzmir’de bir araya getirmesinden dolayı bu sempozyum bir ilki
teşkil edecek bu nedenle de ayrı bir anlam ve özellik taşımaktadır” diye konuştu.
Balkanlar Bizim İçin Sıladır
Türkiye topraklarının yaklaşık yüzde 3’ünün Balkanlarda yer aldığını, sadece
İzmir’de bir buçuk milyonun üzerinde, Türkiye genelinde ise 25 milyon civarı
Balkan Türkünün yaşadığı bilgisini veren Büyükelçi Kaya, 19’uncu yüzyıl
sonlarından itibaren Balkanlardan Türkiye’ye kitlesel ve sancılı göç
hareketlerinin yaşandığını söyledi. Büyükelçi Kaya, “Türkiye’de Balkan Türkü
denildiği zaman Bosna Hersekli, Makedonyalı, Arnavutluklu, Kosovalı,
Trakyalı, Dobrucalı, Selanikli, Giritli veya Bulgaristanlı Türkler anlaşılmaktadır.
Türkiye’ye göç edenlerin çoğunun geldiği topraklarda bıraktığı bir akrabası, bir
yakını da muhtemelen vardır. Dolayısıyla gönül coğrafyamız çok daha geniş bir
alana yayılmakta ve tüm Balkanları kapsamaktadır. Balkanlar bizim için sıladır,
hasrettir, hısımdır, akrabadır; işte bu yüzden en ufak bir ziyana uğramasını
istemeyiz. Ülkemiz coğrafi, siyasi ve ekonomik açıdan olduğu kadar tarihi
kültürel ve insani bağlar bakımından da Balkanların bir parçasıdır” ifadelerini
kullandı.
Güçlü Türkiye, Güçlü Diplomasi
Sempozyum Düzenleme Kurulu adına konuşan İKÇÜ EBAMER Müdürü Prof.
Dr. Turan Gökçe, yurt içi ve yurtdışından gelen uzmanların katılımlarıyla ‘Gönül
Coğrafyası’ Balkanların bilimsel perspektiflerden ele alınacağını kaydetti.
Prof. Dr. Turan Gökçe Türkiye’nin ihtiyacı olan derinlikli bilgiyi üretme
görevinin akademiye düştüğüne işaret ederek İKÇÜ EBAMER olarak bu
sorumluluk bilinciyle hazırlanan sempozyumda, öncelikli çalışma alanlarının
belirleneceğini ve gelecek yüzyılda takip edilmesi gereken araştırma stratejileri
ile ilgili önerilerin ortaya konulacağını ifade etti. Prof. Dr. Gökçe, “Tarihin ve
coğrafyanın üzerine yüklemiş olduğu ağır sorumlulukların bilinciyle hareket
eden Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Atatürk döneminden itibaren takip edilen dış
politika çerçevesinde Balkanlara farklı bir hassasiyetle yaklaştı. Günümüzde ise
iktisadi ve sınai kalkınma hamlesini ileri boyutlara taşıyarak daha güçlü bir
ekonomiye sahip olan ve savunma sanayinde dışa bağımlılıktan kurtularak,
bağımsız davranabilme yolunda önemli adımlar atmış olan Türkiye, bölgesel ve
küresel ölçekte kendi gücüne dayanarak daha proaktif bir dış politika
uygulamaya başladı. Osmanlı’dan Cumhuriyete uzanan çizgide asırların
diplomasi tecrübesiyle hareket eden Dışişleri Bakanlığımızla birlikte TİKA,
YTB, Yunus Emre Enstitüsü ve Maarif Vakfı gibi kurumlarımız önemli roller
üstlendi. Sempozyumun iş birliği halinde gerçekleştirilmesini sağlayan Dışişleri
Bakanımız Sayın Hakan Fidan Beyefendiye şükranlarımı arz ediyorum. Sayın
Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse ve Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi
Büyükelçi Sayın Naciye Gökçen Kaya’nın teşvik ve destekleriyle yürüttüğümüz
çalışmalar sonucunda hazırlanan böyle bir programla huzurlarınıza çıkmamızı
sağlayan, katkı yapan herkese müteşekkiriz. Davetimizi kabul ederek,
sempozyumu teşrif eden Dışişleri Bakanlığı Balkanlar ve Orta Avrupa Genel
Müdürü Büyükelçi Sayın İlhan Saygılı Beyefendiye hassaten teşekkür
ediyorum” diye konuştu.
Konferansta Sanat ve Tasarım Fakültesi Öğretim üyelerince sunulan “Balkan
Ezgileri” müzik dinletisi ilgiyle takip edildi.
T.C. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban ve İKÇÜ
Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse’nin onur kurulunda yer aldığı, iki gün devam
edecek, “Cumhuriyetin 100’üncü Yılında Türkiye ve Balkanlar”
sempozyumunda; büyükelçiler ve konularında uzman akademisyenler
sunacakları bildirilerle Balkan ülkeleriyle olan diplomatik ilişkilerin seyri,
karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerilerini ele alarak ikinci yüzyıla projeksiyon
tutacak.
SMA’LI Bebeklerin Hamisi MAHSUN KURUÇAY
1
Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan: ‘Biz, tarihi son bir asra hapsedilemeyecek kadar büyük bir milletiz’
146039 kez okundu
2
Rektör Prof. Dr. Budak, “Araştırma üniversitemizi uluslararası arenada daha ileriye taşıyacağız
1497 kez okundu
3
Özel Kreş ve Gündüz Bakımevlerine devlet desteği
861 kez okundu
4
İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü Hazırbulunuşluk Uygulaması Başlıyor
806 kez okundu
5
Başarılı öğrencilerin kayıtlarını Rektör Budak yaptı
689 kez okundu