Folkart Orion
DOLAR

$%

EURO

€%

STERLİN

£%

GRAM ALTIN

%

ÇEYREK ALTIN

%

TAM ALTIN

%

ONS

%

a

CEMİL TUGAY AK PARTİ’YE Mİ GEÇECEK?

Volkan Berber’in Köşe Yazısı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçeceği yönündeki iddialar son günlerde kent gündeminin dikkat çeken başlıklarından biri haline geldi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçeceği yönündeki iddialar son günlerde kent gündeminin dikkat çeken başlıklarından biri haline geldi.

Peki bu söylem yalnızca bir siyasi algı çalışması mı? Yoksa kamuoyunun nabzını ölçmek amacıyla bilinçli olarak ortaya atılmış bir iddia mı?

Bunun cevabını bugün kesin olarak vermek mümkün değil.

Ancak bana göre asıl üzerinde durulması gereken soru başka:

Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçeceği söylentilerine İzmir’den neden güçlü bir tepki yükselmiyor?

İşte tartışılması gereken nokta tam olarak burası.

İZMİR’DE SORUN PARTİ Mİ, HİZMET Mİ?

İzmir halkının önemli bir bölümü, yıllardır kentte yaşanan belediyecilik sorunları nedeniyle hak ettiği hizmeti alamadığını düşünüyor.

Altyapıdan ulaşıma, yollardan kaldırımlara, otopark sorunundan çevre düzenlemesine kadar birçok başlık, İzmirlinin günlük yaşamının bir parçası haline gelmiş durumda.

Dolayısıyla vatandaşın beklentisi aslında son derece açık:

Hangi parti olursa olsun, İzmir’e kim daha iyi hizmet edecek?

Eğer Cemil Tugay’ın farklı bir siyasi zemine geçmesiyle İzmir’in daha fazla yatırım ve hizmet alabileceği düşüncesi toplumda karşılık buluyorsa, bu ihtimali sadece siyasi hesaplar üzerinden değerlendirmek yerine vatandaşın beklentileri üzerinden tartışmak gerekir.

İZMİR’İN SOKAKLARINDA GERÇEK BAŞKA

İzmir’in sokaklarında ise siyasetten çok daha somut bir gerçek var.

Bozuk yollar, altyapı sorunları, düzensiz kaldırımlar, yetersiz otopark alanları ve bakıma ihtiyaç duyan sokaklar kent yaşamını doğrudan etkiliyor.

Özellikle motosiklet ve bisiklet kullanıcıları açısından bazı güzergâhlarda ilerlemek ciddi bir problem haline gelebiliyor.

Çukurlar ve bozuk zeminler yalnızca sürüş güvenliğini tehdit etmiyor; araçların lastik ve alt takım aksamlarında hasara, dolayısıyla vatandaşın cebinden çıkan ekstra masraflara da neden olabiliyor.

Bu sorunları İzmir’in merkezinden ilçelerine kadar yaşayan insanlar var.

Ve artık bunları görmek için herhangi bir siyasi görüşe sahip olmaya gerek yok.

Sokağa çıkmak yeterli.

AVRUPA’YA GİDİP İZMİR’İ UNUTMAYALIM

İzmirli belediye başkanlarının yurt dışındaki toplantılara katılması, farklı kentleri ve belediyecilik modellerini incelemesi elbette değerlidir.

Ancak vatandaşın beklentisi çok daha basit:

Gidilen yerlerde görülen başarılı uygulamalar İzmir’e ne zaman gelecek?

Bugün Kuzey Makedonya’ya giden bir İzmirli olarak benim dikkatimi çeken de bu oldu.

Yaya geçitlerinden yol çizgilerine, kaldırımlardan yeşil alanlara, otopark düzeninden sokakların genel tertibine kadar şehir düzeninin nasıl daha işlevsel hale getirilebildiğini görmek mümkün.

Elbette Kuzey Makedonya ile İzmir’i birebir karşılaştırmak doğru değildir.

Fakat iyi bir uygulamayı örnek almak için dünyanın neresine gidildiğinin de önemi yoktur.

Benim önerim açık:

İzmir’den yurt dışına giden belediye başkanları yalnızca toplantılara katılıp dönmemeli.

Sokağı gezmeli.

Mahalleleri görmeli.

Vatandaşın nasıl yaşadığını incelemeli.

Ve işe yarayan uygulamaları İzmir’e taşımalı.

KARŞIYAKA’DA BİLE SORGULAMALIYIZ

İzmir’in, özellikle de Karşıyaka’nın eğitimli ve bilinçli toplum yapısı bizim için önemli bir değer.

Ancak eğitim ve kültür seviyemiz ne kadar yüksek olursa olsun, yaşadığımız çevrenin kalitesi de aynı ölçüde yüksek olmak zorunda.

Modern bir kent yalnızca eğitimli insanlarıyla modern olmaz.

Modern kent; düzgün yolları, temiz sokakları, güvenli kaldırımları, düzenli parkları, yeşil alanları, ulaşım sistemi ve yaşam kalitesiyle modern olur.

Bugün İzmir’in bazı mahallelerinde karşılaştığımız görüntüler, başka ülkelerdeki çok daha küçük şehirlerin bile gerisinde kalabiliyor.

Bu nedenle artık mesele yalnızca siyasi tartışma değildir.

Bu, doğrudan doğruya İzmir’in yaşam kalitesi meselesidir.

CEMİL TUGAY AK PARTİ’YE GEÇERSE NE OLUR?

Gelelim yazının en çok tartışılacak bölümüne…

Cemil Tugay’ın CHP’den ayrılarak AK Parti’ye geçeceği yönündeki iddiaların doğru olup olmadığını bugün bilmiyoruz.

Ancak benim açımdan asıl mesele, Cemil Tugay’ın hangi partiye geçeceğinden çok İzmir’in nasıl daha iyi yönetileceğidir.

Eğer bir siyasi değişiklik İzmir’e daha fazla yatırım, daha güçlü altyapı, daha düzenli yollar, daha iyi ulaşım ve daha yaşanabilir bir kent getirecekse, bunun tartışılmasından neden korkalım?

Benim düşüncem açık:

Cemil Tugay’ın CHP’den ayrılıp AK Parti saflarına katılmasının İzmir açısından tek başına bir sakıncası olmadığını düşünüyorum.

Hatta bağımsız kalmak yerine İzmir’in daha fazla hizmet alabileceği bir siyasi zemine geçmesi, doğru yönetim anlayışıyla birleştiği takdirde kent için yeni bir başlangıç olabilir.

Çünkü artık İzmir’in kaybedecek zamanı yok.

İZMİRLİ PARTİ LOGOSUNA DEĞİL, HİZMETE BAKIYOR

İzmir’in ihtiyacı siyasi kavga değil, hizmettir.

İzmirli vatandaş;

Parti logosuna değil,

düzgün yola,

temiz sokağa,

güvenli kaldırıma,

çalışan altyapıya,

yeterli yeşil alana,

otoparka

ve yaşanabilir bir şehre bakıyor.

Bu nedenle Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçip geçmeyeceği elbette siyasi açıdan önemli bir tartışmadır.

Ama bundan daha önemli olan, hangi siyasi kimlikle olursa olsun İzmir’in sorunlarına çözüm üretip üretemeyeceğidir.

Ben de bir İzmirli olarak açıkça söylüyorum:

İzmir daha iyisini hak ediyor.

Ve hangi siyasi parti olursa olsun, bu şehre gerçekten hizmet edecek olanın yanında durmak gerekir.

Çünkü siyasetin amacı, siyasetin kendisi değil;

vatandaşa hizmet etmektir.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Gümrükçü’den İzmir’e Kılıçdaroğlu Teşekkürü: “İzmir, Kılıçdaroğlu’nu Yine Bağrına Bastı”

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Çerez Politikamızı inceleyebilirsiniz.